ÇÖZÜM?

Merhaba. Bu yazı pek iç açıcı bir yazı olmayacak canlar.

Zira Eylül’le [Cansın (Mehtap Zengin] ilgili yazacağım. Onu intihar etmek
zorunda bırakan şeyi yazacağım. İnsanı.
Ötekileştirmek ve yalnızlaştırmak. Ne büyük maharettir
ama(!) Yaftalamakla başlanır ya genelde. Kişinin giyimi, saç rengi, cinsel
tercihi, anlaştığı insanlar vs bir başka kişinin konusu olur. Toplumun dayatmalarına
az da olsa uymayan kişi diğer kişilerce “biz” bütünlüğünden dışlanıp ötekileştirilir.
Bu, bana göre dünyanın düzenine hayli ters olmakla birlikte, dünyanın sonunu da
getirecek düzeyde ağır ve yıkıcı şeylerden biridir. Ötekileştirenler, günün
birinde öteki olmayı kabul ettiklerinin farkında bile değillerdir.
Ötekileştirilense yalnız kalmıştır.
Eylül de yalnız kaldı. Onun yalnız kalmasının temel sebebi
bana göre tamamen şuydu: Yaşadığımız kültürün temelinde yalnızca kültürün dikte
ettiği kurallara sadık kalanların saygı görmesi. Üstelik bu yıkıcı renksizlik taraftarlığı
günümüzde renksizlik holiganlığına dönüşüyor.
Toplumsaldan bireysele sorunsalları rengarenk bir ipin
üzerindeki düğümler olarak düşünün. Bu düğümlerin açılması için en üstteki
siyah renkli düğümün çözülmesi gerektiğini düşünün. Toplumun başındakiler bu
siyah düğümün çözülmemesi için uğraşıyor. Şimdiki başbakan, cumhurbaşkanı falan
değil mevzu. Mevzu daha derin. Bu asırlık bir dava. Diyorlar ki o “düğüm
çözülmeyecek”. Yüzyıllardır çözülmedi de. O düğüm nasıl çözülür?
Aslında tek şeyi öğrenebilsek halledebileceğiz diğer bireysel
dolayısıyla toplumsal sorunlarımızı: Saygı. Kişilere, kişilerin özel alanlarına,
fikirlerine, tercihlerine… Uzar gider bu liste. Saygı duymak zordur. Kabullenmeyi
öğrenmek gerekir, vazgeçmeyi, yenilmeyi ve daha bir çok şeyi. Lakin bunlar
öğrenildi mi yaşamak kolaylaşır. Çünkü öğrendiğiniz şeyin verdiği (örneğin)
duyguya vâkıf olursanız, o şeyin zıddına da erişmiş sayılırsınız. Yani ağır
şeydir saygı duyabilmek vesselam. Olgunluk gerekir. Her şeyden evvel kendini
bilmek, kendi iç dünyasını tanımak ve kendine saygı duymayı gerektirir.
Not: Allah (C.C.) herkese sebep-sonuç ilişkisini kurabilmesi ve yaşamını idame ettirebilmesi için akıl vermiş bayanlar ve baylar. Ötekileştirmek, iş vermemek, derdini dinlememek, yoluna taş koymak, Eylül’e de yapıldığı gibi (mesela) sex işçiliğine mahkum etmek tarzında mantık ve insanlık dışı cezalar vermek hiçkimsenin haddine değil. Yargı ve cezalandırma ancak ve ancak yaratıcıya aittir.
Saygı tabi ki Eylül’ün intiharını açıklamaz. Şu açıklar ama:
İntihar etmesi gerekenler etmedikçe, kapkara düşünceler ve duygularla dolu ve
uzayda yer kaplayan o “şey”ler ölmedikçe biz daha çoook Eylül duyarız
cehennem dünyanın serin boğazına atlayan, daha çoook Eylül oluruz yaşarken “anlatmaktan”
vazgeçip ölümün huzur veren sessizliğin seçen.
Eylül’ü çok iyi anlıyorum, tıpkı Mehmet Pişkin’i anladığım
gibi. Yaşadıklarını yaşamadım belki, belki daha ağırını yaşadım belki de çok
dertsiz biriyim. Lakin anlattıklarını dinlemem yetti. Çünkü insanım, insan
olmayan binlercesinin arasında var olmaya çalışan.
NOT: Eylül’ün haberini yayımlayan istisnasız her bir site
“Trans Birey ……….” olarak yayımlamış. Ölünce de çare olmuyor.
Ölünce de anlamıyorlar bu man kafalılar! “Kadın birey X/erkek birey Y şunu
yaptı” gibi bir kalıp yoksa trans birey diye bir şey de yoktur.
Etiketlemekten vazgeçin. İsim ve soyisim diğer insanlardan ayrılmamız için
konuluyor zaten. Ve emin olun bazen isim veya soyisimleri bile insanlara ağır
bir kimlik oluveriyor. O yüzden bu tür konularda medyanın da özellikle hassas
davranması gerektiğini düşünüyorum.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s